İstanbul artık Türkiye'ye ışık veremiyor

İstanbul artık Türkiye'ye ışık veremiyor.

Alaeddin Yavaşca, Klasik Türk Müziğinin önde gelen ses icracılarından olmasının yanı sıra bestekarlığı, güfte şairliği, koro şefliği, hocalığı ve musiki yazarlığıyla da biliniyor. Musikinin birçok yönünü sanatçılığında birleştirmiş olması ve bunu yaparken gösterdiği titizliği, geleneklere bağlı kalışı ve hep sağlam temeller arıyor oluşu onu, müzikle ilgili sorularımızın muhatabı kıldı. Söyleşiyi beğeneceğinizi umuyoruz.

Müziğin toplumla nasıl bir ilişkisi var? İcra edilen müziğin üzerinden bir toplum, medeniyet okuması yapılabilir mi?

Devamını oku...

Bakan Şener'in gizli ziyareti ve tesadüfler

Gecen hafta THY'nin Ankara-İstanbul seferinde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullatif Şener ile birlikte seyahat ettik. Bir ara Şener'le sohbet ederken, akşam Ekonomist Dergisi'nin törenine beraber gideceğimizi ancak ondan önceki saatlerde ne yapacağını bilmediğimi söyledim. Önce, ıkına sıkına yanıt vermekten kaçınırken, ısrarlı bir şekilde üzerine gitmiş olacağım ki, başladı anlatmaya.

Devamını oku...

Devletin sırtı hala Türk müziğine dönük

Alaeddin Yavaşca, 1951 yılında TRT’de icracılığa başladığında dönemin üstatlarına göre ‘Türk müziğinin geleceği’dir. Hayatı boyunca besteleri ve icracılığı ile bu teveccühün hakkını veren Hoca, 54 yılın sonunda devraldığı meşk silsilesinin kendisinden sonra devam etmeyeceğini söylüyor. Zira ne eğitim sistemi ne de tezgâhlarına gelen öğrenciler buna müsait... Alaeddin Yavaşca, bir kolu Itri’ye diğeri Dede Efendi’ye uzanan Türk müziğini ayakta tutan en önemli sanatçılardan biri. 79 yıllık ömrünün 54 senesini müziğe vakfeden hoca, buruk bir tebessümle hatırlıyor maziyi. Konser vermek için gittiği yerlerden izler taşıyan plaketler, yüzlerce CD ve eşi Ayten Hanım’ın renklendirdiği ahşap dekorlar arasında karşılıyor bizi. Arkasındaki duvarda dedelerinin 1675’te kurduğu vakfa ait vakıfname asılı. Sohbet sürerken kâh hüzün kâh kırgınlık yansıyor cümlelerine: “Hiç müzik dinlemiyorum. Dinlerken rahatsız oluyorum. Yıllarca yetiştirmeye çalıştığımız öğrencilerin gittiği yol, bizim yolumuz değil.” Yahya Kemal’in “Çok insan anlayamaz eski musikimizden/ Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden...” beytini haklı çıkarırcasına emeklerinin karşılığını alamamaktan yakınan Yavaşca, iyi yerlere gelebilecek öğrencilerinin Batı müziğinin etkisinden kurtulamadığından şikayetçi.

Devamını oku...

Alaeddin Yavaşca ile Hasbihal

Yaklaşık bir sene önce değerli büyüğüm Nevzat Atlığ'dan telefon numarasını aldığım kıymetli sanatkar Alaeddin Yavaşca’dan bir mülakat talebi almam neden bu kadar uzun sürdü bilmiyorum. Biraz çekingenlik biraz da ihmal dolayısıyla bir yıldan fazladır düşündüğüm halde bir türlü hayata geçiremediğim bu görüşmeyi nihayet şubat ayının sonlarında, ders verdiği Haliç Üniversitesinde gerçekleştiriyordum. Artık eşine az rastladığımız bir seviye ve birikimin numunesi olan bu değerli hocayı kendimi bildiğim bileli radyodan yükselen kusursuz yorumu ve güzel besteleriyle tanıyordum. Nedense asansör yapılmamış binanın üst katlarından birinde yer alan konservatuar  bölümüne çıkana kadar nefes nefese kalarak henüz imtihanı bitmemiş olan Alaeddin Yavaşca'yı sınıflardan birinde beklemeye başladım. Koridorlardan şarkı ve tirad sesleri yükseliyordu. Uzunca bir bekleyişten sonra sona eren imtihanın ardından kendisini öğretmenler odasında bulmam zor olmadı. Mensup olduğu jenerasyona ve tabiatına has zerafetiyle beni kabul etti. İlerlemiş yaşma rağmen son derece dinç duruşu ve itinalı kıyafetiyle temayüz ediyordu. Öğretmenler odasından bir ahşap bölmeyle ayrılan odada, bitişikten gelen kanun sesleri eşliğinde sohbetimize başladık. Kendisine ilk olarak doğum yeri ve tarihini sordum.

Devamını oku...